Bizi yakar bizim ateş

Bizi yakar bizim ateş

Hz. Osman (r.a) döneminde bir grup isyancı ayaklandı. Ve Hz. Osman (r.a) şehit edildi. Bunlara Hariciler denildi. Halifelik Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v)in damadı Hz. Ali (r.a)’ya geçti. Hz. Ali Haricilerin içerisinden Hz. Osman’ı şehit edenin kim olduğunu günlerce tespit edemedi. Ve katilin bulunması geciktikçe tepkiler gelmeye başladı. Madem katil bulunamıyor Haricilerin tamamı cezalandırılsın, öldürülsün denildi. Hz. Ali (r.a) içerisinde bir tek masum olsa onun hakkının gasp edilmesinin doğru olmayacağını söyleyerek karşı çıktı. Şam Valisi Muaviye duruma el koyarak Hz. Ali’nin halifeliğini kabul etmediğini ilan etti. İslamı zayıflatmak isteyen fitnecilerin kışkırtmasıyla Hz. Ali (r.a)’nın halifeliğini kabul eden tarafa savaş açtı. Hz. Ali (r.a) taraftarlarının savaşı kazanacağı sırada Muaviye elinde mushaf olanların mızrakların ucuna asmasını istedi. İçlerinden bir grup Allah’ın ayetleri aramızda hakem olsun diye seslendi. Hz. Ali (r.a) bunun bir savaş hilesi olduğunu söylemesine rağmen sözünü dinlemediler ve savaşı kaybettiler. Hz Ali (r.a) bir gün sabah namazına giderken şehit edildi.

Hz. Ali (r.a)’ye baş kaldıran Muaviye ölmeden önce oğlu Yezid’in halifeliğini garantilemişti. Babasından sonra iktidarı elinde tutan Yezid zulme devam etti. Küfe halkı Peygamber torunu Hz. İmam Hüseyin (r.a) ‘den Yezid’in zulmüne karşı yardım istedi.  Bu isteği öğrenen Yezid Küfe halkına baskı yapınca Küfe halkı taraf değişerek Hz. İmam Hüseyin(r.a) ‘e ihanet etti. Günlerce aç susuz çöl ortasında tutsak olarak tutulan Hz. İmam Hüseyin (r.a) şehit edildi.

İslam’da ayrılıklar, mezhepler, çatışmalar böylece başlamış oldu. İslam dünyasına atılan fitne ateşi o günden sonra yanmaya başladı. Hz. Ali (r.a)’nın halifeliğini kabul eden ve ona biat edenlere Aleviler, Muaviye’nin saflarında yer alanlara Sünniler denildi. Yezid tarafından  Aleviler camilerden dışlandı. Hutbede aşağılandılar. Küfürler edildi. Bu aşağılamalar Alevilerin camilerden kopmasına ve farklı bir kültürün doğuşuna vesile oldu. İslamı kabul eden Alevilerin bir kısmı Allah’ın kesin farz emri olan namazdan uzaklaştı. Ortaya farklı görüşler farklı mezhepler farklı kültürler çıkmaya başladı. Bugün gavurun yeri belli ve bir kurşun atan yok. Müslümanlar birbirini öldürür oldu.

Gavurun yaptığı dondurmayı yiyen, kolayı içen Müslümanlar “Alevinin pişirdiği yenmez.” diyorlar. İslam dünyasında kardeş kardeşi öldürüyor. Gavurun zulmüne sessiz kalıyorlar.

Oysaki Veda Hutbesini dinlemişti bu insanlar.

“Müminler! “Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman kardeşinin kanıda malı da helal olmaz.Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır. “
“Arabın arap olmayana arap olmayanın da arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahında kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada Allahtan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız ondan en çok korkanınızdır. “Azası kesik siyahi bir köle başınıza amir olarak tayin edilse sizi Allah’ın kitabı ile idare ederse onu dinleyiniz ve itaat ediniz. “Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba oğlunun suçu üzerine oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.” (Veda Hutbesinden alıntı)

Bize bir nazar oldu. Cumamız pazar oldu. Bize ne oldu ise hep azar azar oldu… (Arif Nihat Asya)

Aşık Veysel Şatıroğlu – Birlik Destanı

Yorum Yapın